Kasım 22, 2017

Türk Okullarının Yeniden Açılmasını Birleşmiş Milletlere Taşıdık.

RODOS  VE İSTANKÖY TÜRKLERİ, TÜRKÇE ÖĞRENİM VEREN OKULLARIN YENİDEN AÇILMASINI TALEP EDİYOR.

Yunanistan Cumhuriyeti’nde Batı Trakya Bölgesi dışında  Ege Denizi’ndeki adalarından Rodos ve İstanköy’de sayıları 6.000’ni geçen sayıda bir Türk nüfus da bulunmaktadır. Türkler,400 yılı bulan zaman dilimi içinde adaların kadim haklarından biri olmuştur.Ancak 1912’den beri kendilerini öğütür gibi harcayan işgal,savaş ve asimilasyon düzeneklerinin  yarattığı trajedilerle karşı karşıyadırlar.Son olarak 1947 yılında adaları sahiplenen Yunan makamları, 1923 yılında Lozan Barış Antlaşması imzalandığında Onikiadaların İtalyan yönetimi altında bulunduğu gerekçesiyle adalardaki Türklere “azınlık” statüsü tanımamış bulunmaktadır.

Rodos, İstanköy ve Onikiadalarda yaşamakta olan Türklerin;Vatandaşlık,Türkçe Öğrenme Hakkı, Dini İbadet,Nefret ve Baskı Ortamı, Vakıflar ve    Osmanlı Türklerinden Kalan Kültürel Mirasın Korunması gibi  sorunları vardır.

Rodos ve İstanköy Türklerinin karşılaştığı sorunların başında da kültürel asimilasyon gelmektedir.Yunanistan Devleti tarafından  kültürel asimilasyonu gerçekleştirmek için çeşitli  yöntemleri uyguladığı gözlemlenmektedir.Bu bağlamda Yunanistan Devleti çift dillilik temelinde Türk Okullarını kapatmıştır.

Bilindiği üzere Osmanlı döneminde Rodos ve İstanköy’de nitelikli ilk,orta ve lise düzeyinde okullar vardı. Bu okullarda eğitim-öğretim alan Türkler,gerek Osmanlı Dönemi’nde, gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin  kuruluş dönemlerinde  önemli işlevler üstlenmişlerdir. Bunlar arasında Şükrü Kaya(İçişleri bakanı),Reşit Galip Baydur (Milli Eğitim Bakanı) gibi devlet adamları vardır.

Rodos ve İstanköy’ün 1912 yılında İtalyanlar tarafından  işgaliyle Türkçe eğitim veren cemaat okullarının kapatıldığı, buna karşılık adaların Britanya’nın eline geçmesinden sonra  Rodos ve İstanköy’deki On Türk Okulunun yeniden açıldığı bilinmektedir.1945-1946 yıllarında  Türk Okulları Birliği adı altında örgütlenme de vardı.

Yunanistan’ın adalara egemen olduktan sonraki süreçte, Yunan idaresinin Türk okullarına   verilen tahsisatı   yavaş yavaş azalttığı bilinmektedir. 1947 yılından sonra da Yunan Hükümetinin mali sıkıntılar içinde bulunmasından dolayı Türk okullarına fazla yardım edemeyecekleri  aktarılmıştır.

1972 yılına değin Rodos ve İstanköy’deki okullarda  Türkçe eğitim-öğrenim yapılmaktaydı. Rodos ve İstanköy’deki Türk Okullarında özelikle tarih, coğrafya gibi dersleri Yunan öğretmenleri vermekteydi. Bu dikkat  çekici bir konuydu. Bunun yanında fizik, kimya ve  matematik gibi dersleri ise  Türkçe  olarak öğretiliyordu.

Ancak Rodos’ta Türkçe öğrenim veren son okullardan biri olan Süleymaniye Medresesi’nin adı, 1972 yılında Rodos 13. Şehir İlkokulu olarak değiştirilmiş ve o tarihten itibaren ise Türkçe öğrenme tamamen yasaklanmıştır. Aynı durum İstanköy için de geçerlidir.  Okullarda eğitim-öğrenim yapan Türk öğretmenleri ise zorunlu olarak emekli edilmiştir.

Günümüzde Rodos ve İstanköy’de yaşayan Türkler, Yunan okullarında eğitim gören Türk çocukları, anadillerini öğrenmekten mahrum kaldıkları için Türkçeyi çok az derecede konuşabiliyorlar.

Türk okullarının kapatılması, kimliğini korumak isteyen adalar Türklüğünü zor durumda bırakmıştır. Maddi durumları iyi olan ada Türkleri, çocuklarını okul döneminde Türkiye’ye göndermekte, Türkçe ve din bilgisi eğitimini sağlamaktadırlar.Bütün bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde, egemen Yunan kültürünün adalar Türklüğünün korumak istediği kültürel tabana karşı bir üstünlük kurduğu  görülmektedir.Üstelik adalarda Türklerin kültürlerini ifade etme aracı olan “Türk dili” ve buna bağlı eğitim ile din gibi kültürel aktarım araçlarının da, Yunanistan’ın uyguladığı kültürel arınma politikası karşısında büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğu  gözlemlenmektedir.

Rodos ve İstanköy’de Türkçe’nin öğretim ve eğitim dilinden dışlanmasında  göze çarpan  bir diğer sonuç,Türklerin giderek eğitim düzeylerinin düşmesidir. Türkler, ortaokul ve liselerden sınırlı şekilde yararlanabilmekte ve eğitim açısından, Yunanistan genelinin oldukça altına kalmaktadırlar. Eğitim düzeyinin gerilemesi,Türklerin entelektüel düzeyini gerilettiği gibi üst mesleklere  ulaşmasını da olumsuz olarak etkilemiştir. Rodos ve İstanköy’de Türklerin  eğitimden gelen doktorluk,mühendislik gibi meslekleri yoktur.Bugüne dek Rodos ve İstanköy’de hiçbir resmi kuruluşta Türklere görev verilmediği bilinmektedir.

Yaşları 57-92 yaş arası değişen adalı Türkler arasında yapılan “Rodos ve İstanköy Türklüğünün Yakın Tarihi Üzerine”  adlı araştırmada,adalardaki Türklerin   öğrenim yılı ortalamasının  5 yıl olduğu gözlemlenmiştir. Buna karşılık Türkiye’yedeki  ada Türklerinde  öğretim yılı ortalaması 6,6 yıldır.Aslında Türkiye’deki adalı Türklerin de öğretim yılının istenilen düzeyde olmamasının nedeni,onların  göç etmek zorunda kalan yoksul adalı Türkler olmasıdır.

Araştırmada,orta,lise ve yüksek öğrenim yapan adalı Türklerin sayısının da yüksek olmadığı  görülmektedir. Bu oranlar sırasıyla orta ,lise ve yüksek öğretim için yüzde 1,4, yüzde 5 ve yüzde 8,0’dır.Ancak 5 yılın üstünde öğretim şansını yakalayan adalıların hemen hepsi, çok azı  dışında  öğrenimlerini Türkiye’de yapan ikinci kuşak kişilerdir.

Türkiye’ye göç eden Rodos ve İstanköylü Türklerin yüksek öğretim açısından en yüksek oranı yüzde 40 ile İstanbul’a aittir. Anılan durum,varlıklı adalıların İstanbul’a yerleşmeleriyle açıklanabilir.  İstanbul’u yüzde 19,4 ile İzmir izlemiştir.

Son yıllarda ise adalarda kalan Türklerin öğrenim süresinin yükseldiği gözlemleniyor,ancak onların  anadil Türkçe’den mahrum bırakılması giderek asimilasyonunu hızlandıran bir etmen olarak  ortaya çıkmaktadır.

Asimilasyona tabi olmak istemeyen çok sayıdaki ada Türkünün Rodos ve İstanköy’den Türkiye’ye göçmüş bulunmaktadır.Göç olayını yaratan diğer etmenler arasında kültürel kimliklerinin kabul görmemesi ve şiddet ve nefret ortamını yaratılması gibi  nedenler de sayılabilir.

Türk Kültürel kimliğinin yok edilmesi girişimleri,Rodos ve İstanköy Türklerinin geçmişlerini de unutulması sürecine sokmuştur. Rodos ve İstanköy Türklerinin geçmişlerini bilmeleri,geleceklerinde de  yaşayacakları adalarda Türk kültürel kimliklerini korumaları,daha doğrusu  Türk olarak kalmaları açısından özellikle önemlidir.

Rodos ve İstanköy’de Türk okullarının kapalı olmasına karşılık,Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri,Çanakkale’nin Bozcaadası’ndan sonra  Gökçeada İlçesi’nde de  1964 yılında kapanan Rum İlkokulu ile Orta ve Lise düzeyindeki okullar  yeniden açmış bulunmaktadır.

FUEN olarak,Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin, Bozcaada ve Gökçeada’da yaşayan Rum asıllı Türk vatandaşları için  okulların  açılmasını  memnuniyetle karşılıyor ve bir insanlık hakkının yerine getirilmesi açısından  yerinde   görüyoruz.

Bu bağlamda , Rodos ve İstanköy Türkleri  için de Yunan Makamlarından,

  • Kapatılan ve Türk çocuklarına en azından ilköğretim düzeyinde Türkçe öğrenme hakkını   sağlayan çift dillilik temelinde okulların  yeniden açılmasını,  bu bağlamda öncelikle adalar Türkleri için  önemli bir öğretim-eğitim simgesi olan Süleymaniye Medresesi’nin eskiden olduğu üzere  öğrenim-eğitim yapan kuruma dönüştürülmesini,
  • Türk çocuklarının anadillerini sağlıklı olarak öğrenmelerini sağlamak için girişimlerde bulunulmasını,
  • Okulların yeniden açılmasıyla birlikte okul ders programlarında ve özellikle tarih ve coğrafya gibi derslerde her türlü etnik ayrımcılığa son verilmesini,
  • Yunanistan okullarındaki ders programlarında  Türk düşmanlığını körükleyen yaklaşımlara son verilmesini,
  • Ada Türklerinin Müslümanlık eğitimi için  önündeki engellerin kaldırılmasını,
  • Ada Türklerinin kimliklerinin kabul edilmesini ve kültürel kimlikleriyle örgütlenmelerini engelleyen yasa ve baskılara son verilmesini,
  •  Özetle Rodos  ve İstanköy Türklerine; Uluslararası Antlaşmalarla Belirlenmiş  Hakları yanında  Avrupa Konseyi,Avrupa Birliği,Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı,Birleşmiş Milletler ve Yunanistan Anayasası’nca 4.,5.,11.,12.,13.,14.,20.,24.ve 25. maddelerince belirlenmiş kültürel haklarının verilmesini talep ediyoruz.

 

United Nations A/HRC/34/NGO/X
General Assembly Distr.: General

XX February 2017

 

English only

Human Rights Council

Thirty-four session

Agenda item 3

Promotion and protection of all human rights, civil, political, economic, social and cultural rights, including the right to development

Written statement* submitted by Federal Union of European Nationalities, a non-governmental organization in special consultative status

The Secretary-General has received the following written statement which is circulated in accordance with Economic and Social Council resolution 1996/31.

[12 February 2017]

 


TURKS IN RHODES AND KOS REQUEST RE-OPENING OF TURKISH SCHOOLS
There are more than 6 000 Turks living in the islands of Rhodes (Rodos) and Kos (İstanköy) in the Aegean Sea, next to the Turks in the region of Thrace in mainland Greece. The Turks have become one of the constituent communities in the islands over a 400-year-period. However, since 1912 they have faced so many tragedies such as invasions, wars and assimilations that crushed them. Finally, Greece, which was handed over the islands in 1947, claimed that the Turkish community in the Dodecanese is not granted the status of “minority” on grounds that the islands were under Italian rule when the Lausanne Peace Treaty was signed in 1923.

The Federal Union of European Nationalities (FUEN) observed that the Turks living in Rhodes, Kos and the Dodecanese have many problems including on citizenship, learning and education in their mother tongue, the practice of their religion, the protection of cultural legacy inherited from the Ottoman Empire, the management of its foundations and an environment of hatred.

Assimilation is the main problem for the Turks living in Rhodes and Kos. It is observed that the Greek government used different methods for assimilation, such as the closure of the Turkish schools that provided bilingual education until 1972.

There were very well-qualified primary, secondary and high schools in Rhodes and Kos during the Ottoman period. The Turks who were educated in those schools assumed important functions during the Ottoman period and during the establishment years of the Republic of Turkey.

After Rhodes and Kos were invaded by the Italians in 1912, community schools providing education in Turkish were closed down. But it was known that, after Rhodes and Kos were seized by the British Empire, 10 Turkish Schools were re-opened again. In 1945-1946 there was an organization under the name of Turkish Schools Union.

After Greece was handed over the islands in 1947, the Greek government gradually reduced financial support to the Turkish schools. Due to financial difficulties, the government declared that there would be no support for Turkish schools after 1947.

Until 1972, education and training in Turkish was provided in the schools in Rhodes and Kos. During this period certain classes, particularly on history and geography, were given by Greek teachers. On the other hand, physics, chemistry and mathematics were given in Turkish language.

However, in 1972, the name of the Suleymaniye Madrasah in Rhodes, was changed as Rhodes 13. City Elementary School and consequently education in Turkish was forbidden. The same situation happened in the island of Kos.  Turkish teachers that were teaching in the community schools were forced to retire.

Nowadays the children who are taking education in state schools are able to speak Turkish at the basic level, because they were not able to learn their mother language in schools.

Closing schools that were providing education and training in Turkish put the Turks in the islands in a difficult situation. The Turks who had the financial capabilities send their children to Turkey in order to provide them with learning their mother tongue and having religious education. With consideration of all the developments, it seems that Greece has established a cultural superiority over the Turkish community in the islands, who would like to preserve their own Turkish cultural identity. Furthermore, it has been observed that the “Turkish language”, which is the main tool of communication and self-expression of the Turks in the islands and a transition tool for education and religion, is endangered due to the cultural purification policy applied by the relevant authorities in Greece.

Another remarkable consequence from the exclusion of the Turkish language from education in Rhodes and Kos, is the decreased educational level of the Turks. The decreased education level has affected their achievements in top-professions as well as the intellectual level of the Turks. In Rhodes and Kos, there are no Turks who are doctors and engineers. It is known that no duty has been assigned to the Turks in official institutions in Rhodes and Kos.

It was observed that the average education of the islander Turks is 5 years according to the conducted study “On the Near History of Rhodes and Kos Turkism” for the people aged 57-92. On the other hand, the average year of education level of the island Turks in Turkey is 6.6 years.

In the survey, it is seen that the number of Turkish islanders who are attending secondary, high schools and higher education is not high. These percentages are 1.4%, 5% and 8.0% for middle, high school and higher education respectively. However, almost all of the islanders who have a chance of schooling over 5 years are very few, except for the second generation who studied in Turkey.

The highest rate of higher education among the residents of Rhodes and Kos is in Istanbul with 40%. The situation can be explained by the settlement of wealthy islanders in Istanbul. Izmir follows Istanbul with 19, 4%.

In recent years, it has been observed that the schooling years of the Turks remaining in the islands has increased. However, the lack of education in their native language of Turkish has gradually emerged as an accelerating factor in assimilation.

Many of the Turkish islanders who did not want to be subject to assimilation, migrated to Turkey from Rhodes and Kos. Other factors which resulted in migration include the lack of acceptance of their cultural identities and the creation of an environment of violence and hatred.

Attempts to destroy the Turkish cultural identity may eventually lead the Turkish community in Rhodes and Kos to forget their own past. Knowing the past is significantly important for the protection and preservation of the Turkish cultural identity in the islands.

In response to the fact that the Turkish schools are closed in Rhodes and Kos, the government of the Republic of Turkey has reopened the Greek primary, secondary and high schools in the island of Gökçeada (Imbros), a district of Çanakkale, after the minority schools were closed down in Bozcaada (Tenedos) in 1964.

As FUEN, we welcome the opening of schools for Turkish citizens of Greek origin living in Bozcaada and Gökçeada, and we see them as appropriate acts in terms of fulfilling a human right.

 

 

 

In this context, the Turks of Rhodes and Kos want from the Greek authorities;

to reopen the closed schools, which provide education on the basis of bilingualism, at least at the level of primary education. In this context to turn Süleymaniye Madrasa, which is an important educational symbol for the Turks of Rhodes and Kos into an institution, which provides education in the same way as before,

to attempt to provide for Turkish children the opportunity to learn their native language wholesomely,

to end all ethnic discrimination in school programs and in lessons such as especially History and Geography with reopening of the schools,

to prevent approaches in school programs in Greek Schools, which fuel the hostility against Turks,

to remove the obstacles for the Turks of Islands to receive religious education,

to repeal the laws and end the pressures that prevent the acceptance of Turkish identities and their organization by cultural identities,

In short, we request for the Turks of Rhodes and Kos; in addition to the rights set forth by the International Covenants, the cultural rights granted by the Council of Europe, the European Union, the Organization for Security and Cooperation in Europe, the United Nations and as per article 4, 5, 11, 12, 13, 14, 20, 24 and 25 of the Constitution of Greece to be granted.

 

                                     

 

                                *    This written statement is issued, unedited, in the language(s) received from the submitting non-governmental organization(s).