İçeriğe geç
1996’dan bugüne kültür, kimlik ve dayanışma
Rodos İstanköy ve Onikiada Türkleri Derneği
← Haberlere dön
Facebook

DERNEĞİMİZ iSTANKÖY VE RODOS VAKIF MALLARININ YAĞMALANMASI DURDURULMASI İÇİN YUNANİSTAN B…

DERNEĞİMİZ iSTANKÖY VE RODOS VAKIF MALLARININ YAĞMALANMASI DURDURULMASI İÇİN YUNANİSTAN BÜYÜKELÇİSİNE MEKTUP YAZDI Sayın Michael-Christos Diamessis Yunanistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Zia Ür Rahman cad. 9-11 Gaz…

DERNEĞİMİZ iSTANKÖY VE RODOS VAKIF MALLARININ YAĞMALANMASI DURDURULMASI İÇİN YUNANİSTAN B…

DERNEĞİMİZ iSTANKÖY VE RODOS VAKIF MALLARININ YAĞMALANMASI DURDURULMASI İÇİN YUNANİSTAN BÜYÜKELÇİSİNE MEKTUP YAZDI

Sayın Michael-Christos Diamessis Yunanistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Zia Ür Rahman cad. 9-11 Gaziosmanpaşa- 06700 Ankara

Sayın Büyükelçi, Sizi, Rodos, İstanköy ve Onikiadalardan göç ederek Türkiye’ye yerleşen Türklerin, Türkiye’deki tek temsilcisi sivil toplum örgütü Rodos İstanköy ve Onikiada Türkleri Derneği olarak saygı ile selamlıyor ve derneğimizin amaçları konusunda bilgilendirmek istiyorum. Derneğimizin amaçları arasında; Rodos, İstanköy ve Onikiadalar’daki Osmanlı Türklerinden kalma kültür eserlerini yaşatma, koruma ve restorasyonu için çalışan kurumlara yardımcı olma, Rodos, İstanköy ve Onikiadalar’daki miras hakları dahil, her türlü kültürel haklarını koruma için girişimlerde bulunma gibi konular sayılabilir. Derneğimiz, bu amaçlara ulaşmak için; sosyal ve kültürel çalışmalarda bulunmaktadır. Çalışmalarımızı gerçekleştirirken amaçlarımızdan birinin de Türk ve Yunan Halkları arasında dostluk ve işbirliğinin geliştirilmesine yardımcı olma olduğuna inanmaktayız. Bu bağlamda her iki ülke arasında dostluğun sağlam temeller üzerinde inşa edilmesi dileğimizdir. Sayın Büyükelçi, Bu mektubu kaleme almamın birçok nedeni var. Bunlardan birincisi, Rodos ve İstanköy Türkleri’nin sorunları hakkında bilgilendirmektir. Bunlar arasında; Vatandaşlık ve Kültürel Kimliğin Korunması Sorunu, Din ve İbadet Sorunu, Kimi marjinal grupların yarattığı Nefret ve Baskı Ortamı Sorunu, Osmanlı Mimarisi (Cami, Türbe, İmaret, Çeşme, Mescit vb gibi)’nin Korunması Sorunu ve Vakıflar Sorunu ile adalardan göç ederek Türkiye’ye yerleşen soydaşlarımızın geride bıraktıkları ve haksız iktisabata uğrayan Gayrimenkul Sorunları gibi konular sayılabilir. Bir diğeri ise güncel bir konudur.Geçtiğimiz yıllarda olduğu üzere Rodos Ve İstanköy’deki Vakıf İdarelerinin seçimle belirlenmesi ve Vakıf mallarının soydaşların tercihleri doğrultusunda soydaş toplumun yararına kullanılması yönündeki talebimizdir. Yunanistan’ın ülkesindeki tarihi ve kültürel eserlerin restorasyonunu Vakıfların gelirlerine ve mallarına el koyma karşılığına bağlamaması gerektiğinin ifade etmek isteğindeyiz. Bu konunun en yeni,ancak en olumsuz örneğini bilgilerinize sunmak isteriz. İstanköy Vakıf İdaresi’nin, İstanköy Defterdar İbrahim Efendi Camisinin restorasyonu için kullanılacağını ileri sürdüğü Vakfa ait 34 dönüm arazinin satışından elde edilen gelirin nasıl kullanacağı konusudur. İstanköy Vakıf Yönetimi,ilk başlangıçta restorasyon çalışmalarını belirli bir aşamaya getirmiş olduğunu ve projeyi Arkeolojik Eserler İdaresinin onayına sunduğunu belirtmiş olmakla birlikte gelinen aşamada restorasyon projesini “camideki hasarların onarım maliyeti kaça mal olacaksa, sözkonusu maliyet ödeninceye kadar, caminin alt katında bulunan işyerlerinin kiralanmasından elde edilecek kira gelirlerinin, İstanköy Vakfı tarafından Belediye’ye devredilmesine” karar vermiş bulunmaktadır. Yunan makamlarının restorasyon karşılığında Vakıf gelirlerine el koymasının ve nihai aşamada da bilabedel bir Vakıf malı ile ödüllendirilmesinin ne şekilde anlaşılması gerektiği ve İstanköy Vakıf İdaresinin süresi ve tutarı belirli olmayan bir anlaşma dahilinde Vakıf gelirlerini Belediye’ye hangi yetki dahilinde ve hangi şartlarda tahsis ettiği açıklanması gereken bir konu olarak ortadadır. Diğer yandan Din ve İbadet Sorunu açısından dile getirmek istediğimiz bir konuyu da bilgilerinize sunmak isteriz. Son uygulamalarla İstanköy’de iki caminin ibadethane olarak tescil edildiği, diğerinin akıbetinin meçhul olduğu bilinmektedir. Rodos’ta da sadece bir caminin tescil edildiği, ancak toplam 10 caminin bulunduğu gözönünde tutulduğunda, diğerlerinin akıbetlerinin belirsizliği söz konusudur.Bu kapsamda Rodos ve İstanköy’de camilerin ibadethane olarak tescili konusunun da açıklığa kavuşturulması ve kesinlikle camilere devlet tarafından İmam dayatılmaması, Müslüman Türk Azınlık mensuplarının din görevlisi konusundaki tercihlerinin esas alınması gerekmektedir. Sayın Büyükelçi, Sonuç olarak zatı-alinize Yunanistan Yönetiminin Rodos ve İstanköy Türklerinin; 1913 Atina Antlaşması, 1920 Yunan Sevri ve 1947 Paris Antlaşması gibi Uluslararası Antlaşmalarla Belirlenmiş Hakları yanında Avrupa Konseyi,Avrupa Birliği,Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı,Birleşmiş Milletler ve Yunanistan Anayasası’nca 4.,5.,11.,12.,13.,14.,20.,24.ve 25. maddelerince belirlenmiş kültürel haklarının sağlanması konusunda gerekli düzenlemeleri yapacağına inancımızı yenilemek isteriz. Bu vesileyle en içten dileklerimin kabulünü arz ediyorum. Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı Başkan