Aralık 12, 2018

LORÁNT VINCZE: FUEN ÖZELLIKLE KÜÇÜK AZINLIKLARA DIKKAT ETMELIDIR

LORÁNT VINCZE: ADALAR TÜRKLERİ YUNANİSTAN’DA KİN VE BASKIYLA KARŞILAŞMAKTADIRLAR.

 

Derneğimizin 22-23 Kasım 2018 günlerinde düzenlediği “Uluslararası Rodos ve İstanköy Türklüğü Sempozyumu,2018”de FUEN Genel Başkanı’nın  yaptığı konuşmaya ilişkin basın bildirisi aşağıdadır.

LORÁNT VINCZE: FUEN ÖZELLIKLE KÜÇÜK AZINLIKLARA DIKKAT ETMELIDIR

22.11.2018 – BASIN BILDIRILERI

FUEN Başkanı Lorant Vincze, Rodos ve İstanköy Adalarındaki Türk kimliği hakkında 22.Kasım tarihinde İzmir’de gerçekleştirilen uluslararası sempozyumunda yaptığı açılış konuşmasında;

Bu konferansı Rodos veya İstanköy adlarından birinde yapmak suretiyle, yerel Türk topluluğu ile bir araya gelerek, nasıl yaşadıklarını görmek ve nasıl gelişme gösterdiklerini müşahade etmek yerine İzmir’de bulunmamız çok üzücüdür.

Bir FUEN üye  örgütü olan Rodos, İstanköy ve Oniki Adalar Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği, (ROISDER)tarafından organize edilen bu  konferans, sayıları 6.000’i aşan ada Türklerinin sorunlarını göz önüne sermek için yapılmıştır. Bu insanlar vatandaşlık, hukuk, Türkçe dilini öğrenmek ve de dini vecibelerini icra etmede problemler yaşamaktadırlar. Bu insanlar Yunanistan’da kin ve baskıyla karşılaşmaktadırlar.Bundan başka ayrıca Osmanlı Türklerinin kültürel miraslarını koruma konusunda da sorunlara maruz kalmaktadırlar.”dedi.

Başkan Vincze devamla, Yunanistan’daki bu saldırgan milliyetçilik ve Türklük aleyhtarı davranışın, azınlık ve çoğunluk arasındaki bir işbirliğinin lehine olmak üzere zemin kaybedeceğini ümit ettiklerini ve  FUEN’in Yunan Hükümeti’nden mütemadiyen etnik azınlıkların sorunlarına karşı açık olmayı talep ettiğini, zira bunun gerçek bir Avrupai  yaklaşım olduğunu ifade etmiştir.

Vincze sözlerine devamla;FUEN Başkan Yardımcısı Halit Habip Oğlu’nun Yunanistan’daki Türk azınlıklarına ait sorunlar konusundan en önemli destekçi olduğunu belirtmiştir. Ona göre adı geçen ”Pratik olarak topluluğun bir nevi dışişleri bakanlığı” dır.

Anılan Çatı Kuruluşunun Başkanı ”taleplerini Avrupa bazında temsil ettirebilme doğrultusunda sahip oldukları cüzi imkanlardan biri olan  FUEN’  küçük azınlıklara ve tehlikeye maruz dil gruplarına karşı özellikle dikkat etmek zorundadır. Bizler bu azınlıkların hedeflerini her halükarda desteklemek mecburiyetindeyiz. Bu  konu açıkça,  Trakya’nın Batı kısmında ve Rodos ile İstanköy adlı  Yunan adalarında yaşayan Türkler için geçerlidir. Bu insanlar sürekli olarak devam edecek olan desteğimize güvenebilirler’ sözünü de vermiştir.

Adıgeçen, ne Yunanistan ne de Türkiye’nin  ulusal azınlıkların koruma  çerçeve anlaşmasını ve de Bölgesel ve Azınlık dilleri Avrupa Şartnamesini onaylamadıklarına da işaret etmiştir.

Lorant Vincze şu açıklamada bulunmuştur: ”FUEN içinde bir çok farklı azınlık mevcuttur. Ancak azınlıkların tümü, yaşadıkları ülkede kendilerini evlerindeymiş gibi hissetmek istemektedirler. Kendi dillerini konuşmak, kendi kimliklerini yaşamak, kabul ve tensip görmek, ana dillerini kullanmak ve kültürlerini muhafaza edebilmeyi istemektedirler.  İşte bu, hayatta kalabilmeleri için bir anahtar, asimilasyonun karşıtı, ve sosyal bağlılık yolunda doğru çözüm yoludur. Bunun da anlamı, diyalog ve karşılıklı saygı içinde çoğunlukla birlikte barış içinde beraber yaşamak demektir. Bu husus ise, Minority SafePack adlı halk girişimimiz ile, azınlık ve çoğunluk arasındaki anlaşmamızın en önemli mesajını teşkil etmektedir. Görevimiz, konularımızı resmi Avrupa Gündemine oturtmak olup, hükümetlerin hoşuna gitmek değildir. Mücadelemiz, Avrupa’nın dilsel ve kültürel çeşitliliğini koruyarak,  asimilasyonu sürecini durdurtmaktır. Bizler Avrupa’nın kültürel kimliği için mücadele etmekteyiz”.

FUEN Başkanı  topluluğa bir hatırlatma yaparak, Yunanistan’daki Türk topluluğu gibi, küçük dil topluluklarına imkanları hazır hale getirebilmeyi teminen Minority SafePack adlı halk girişiminin tüm finansman programlarının bütün dillere karşı açık olmasını talep ettiğini belirtmiştir. FUEN Başkanı, Dil Çeşitliliği Merkezi ile (Das language diversity Center) Avrupa bölgesel Kalkınma Fonu hedeflerinin değiştirilmesine dair önerinin,  ulusal azınlıkların korunması ve de kültürel ve dilsel çeşitliliğin teşvikinin Yunanistan’daki Türk topluluğuna da faydalı olabilecek şekilde yerine  getirilmesi gerektiğini sözlerine eklemiştir.