ROİSDER, FUEN Eğitim Çalışma Grubu’nun 7. yıllık toplantısına katıldı

Rodos,İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği(ROİSDER), asil üyesi olduğu Avrupa Milletleri Federal Birliği’nin (FUEN) 10-13 Kasım 2025 tarihlerinde Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesindeki Gümülcine şehrinde düzenlenen “Eğitim Çalışma Grubu 7. Yıllık Toplantısı’”na katılmıştır.

“Azınlık okul sistemleri, Yunanistan’da Türk azınlık eğitimi ve azınlık tarihi öğretimi” temalı toplantıya, ROİSDER Başkanı Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı’nın Rodos,İstanköy ve Onikiada Türklerinin haklarını Avrupa kamuoyuna anlatmasından dolayı Yunanistan’da tutuklanması ve arkasından giriş yasağı getirilmesinden dolayı katılamamıştır. Toplantıya ROİSDER adına üye Prof.Dr.Fırat Yaldız görevlendirilmiştir.

FUEN Başkanı Olivia Schubert, toplantıya video konferansla katılarak selamlamış ve ardından FUEN Eğitim Çalışma Grubu Koordinatörü Zora Popova ve FUEN’nin “Azınlıkları Koruma Paketi (MSPI)” adlı Avrupa Vatandaşları Girişimi’nin avukatı ve hukuk uzmanı Thomas Hieber, eğitimde azınlık hakları hakkında giriş sunumları yapmıştır. Toplantının “Yunanistan’daki Türk etnik toplumunun temel eğitim sorunları” başlıklı panel
oturumunda ROİSDER üyesi Prof. Dr. Fırat Yaldız, Rodos ve İstanköy Türklerinin eğitim sorunları hakkında bilgi vermiştir.

Prof.Yaldız,sunumunda önce günümüzde Rodos, İstanköy ve Onikiada Türklerinin azınlık durumuna değinmiş ve Türklere, 1947’de Onikiada’nın Yunan Yönetimi’ne verilmesiyle ilk dönemde Türk-Müslüman vakıflarına ve okullarına özel bir statü tanındığını,ancak 1972’de Türklere ait iki dilli eğitim veren okullarda Türkçe eğitim-öğretime son verildiğini anlatmıştır.

Yaldız şunları da dile getirmiştir:” Rodos ve İstanköy’de Yunan bildirişlerinin aksine 9000 dolayında Türk’ün var olduğu bildirilmektedir. Bugün adalardaki Türk toplumunda Türkçe miras dil, Yunanca ise resmi ve nüfus çoğunluğunun dili konumundadır.

Yunanistan’a göre; Türkçe anadilde eğitim ve öğrenimin engellenmesi ile zaman içinde Türk kimliği yok olacak, böylelikle Türkiye’den kendilerine yönelebilecek iç tehlike ortadan kalkacaktır. “

ABTTF’nin “Avrupa azınlık okul sistemleri” başlıklı panel oturumunda yaptığı sunumda ise 1923 Lozan Antlaşması ile Batı Trakya Türk toplumunun eğitim özerkliğinin ve anadili Türkçe’de eğitimin garanti altına alındığını, Batı Trakya bölgesindeki Türk okullarının “özerk” olması dolayısıyla “özel okul” statüsünde olup Türk toplumuna ait olduğunu kaydetmiştir.

ABTTF, günümüzde Batı Trakya Türklerinin Rodop ilinde nüfusun çoğunluğunu, İskeçe ilinde ise nüfusun yarısına yakınını oluşturmasına rağmen her iki ilde de yalnız birer tane Türk ortaokulu ve lisesinin olduğuna dikkat çeken ABTTF, buna karşın Rodop’ta 14 devlet ortaokulu ve 9 devlet lisesi, İskeçe’de de 20 devlet ortaokulu ve 9 devlet lisesinin bulunduğunu dile getirdi.

Ek:1 Prof.Dr.Fırat Yaldız’ın konuşma Özeti
Rodos, İstanköy ve Onikiada Türklerinin Durumu

İnsanlık tarihi boyunca, özellikle soykırım, etnik temizlik ve zorla asimilasyon gibi insanlığa karşı işlenen suçların yol açtığı derin trajedilerin ardından, yirminci yüzyıldan bu yana, insan hakları ve azınlık hakları alanında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu tarihi vahşetler, azınlık haklarını, insan haklarını, eğitim haklarını ve dil haklarını korumayı amaçlayan önemli yasal ve siyasi gelişmelerin katalizörü olmuştur.

Ancak, Rodos Türkleri için zamanın geçişi bir iyileşme değil, daha da kötüleşme getirmiştir. Geçmişte zaten yetersiz ve güvencesiz olan durumumuz, günümüzde daha da kötüleşmiştir. Bu anakronik gerileme, hak ve fırsatların giderek daha da belirginleştiği eğitim alanında en keskin şekilde yansıtılmaktadır.

Rodos, İstanköy ve Oniki Adalar’da yaşayan Türkler, kendi etnik ve/veya ulusal kimliklerini tanımlama hakkına sahip değildir ve Yunan devleti tarafından resmi olarak Müslüman Yunan vatandaşı olarak kabul edilmektedirler. Yunanistan resmi olarak yalnızca bir azınlığı – “Trakya Müslüman Azınlığı”nı – tanımaktadır. Dolayısıyla, Rodos ve İstanköy’de ikamet eden Türkler, 1923 Lozan Antlaşması’nın imzalandığı tarihte Onikiadalar’ın İtalyan yönetimi altında olması gerekçesiyle azınlık statüsünden muaf tutulmaktadır.

1972’de Yunan makamları, adalardaki tüm Türk okullarını kapatmış ve Türkçe eğitimin yanı sıra din eğitimini de yasaklamıştır. Türk toplumunun dini liderinin 1972’deki ölümünün ardından, Müftülüğe halef atanmamıştır. Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri için 2025’teki temel talep ve beklenti,ne yazık ki, azınlık hakları, dil hakları ya da eğitim hakları gibi daha ileri hakların peşinde koşmak değil, varoluşumuzun temelden tanınmasıdır. Varlığımızın, kimliğimizin ve vatanımızın toplumsal ve kültürel dokusunun bir parçası olarak görülme hakkımızın kabul edilmesidir.

Haklar ya da eşitlik. Rodos, İstanköy ve Onikiadalar’da Türk kökenli Yunan vatandaşlarının varlığı
resmen tanınmadığı sürece, sonraki tüm hak talepleri sembolik ve etkisiz kalacaktır; temelsiz çabalar.
“1” rakamı, ardından gelen sıfırlara anlam kazandırdığı gibi, varlığımızın tanınması da diğer tüm haklar
ve özlemler için vazgeçilmez bir ön koşuldur.: (1)00000

Sonuç olarak, “Yunanistan Türkleri” kavramı yanlış bir genelleme oluşturmaktadır. Tarihsel,toplumsal,
politik ve hukuki açılardan, Yunanistan içinde tek ve birleşik bir “Türk toplumu” yoktur.Bu yanlış kanı,
Rodos,İstanköy ve Onikiada Türklerinin ihmal edilmesine, sayısal olarak azalmasına, siyasi olarak ötekileştirilmesine ve kimlik temelli olarak silinmesine katkıda bulunmuştur.Rodos, İstanköy ve Oniki
Ada Türkleri,tanınması ve buna göre ele alınması gereken benzersiz ve farklı bir statüye sahiptir.

Annex: 1 Summary of Prof. Dr. Fırat Yaldız’s speech
The Situation of the Turks of Rhodes, Kos, and the Dodecanese Islands

Throughout the course of human history, substantial progress has been achieved in the domains of human rights and minority rights, particularly since the twentieth century, following the profound tragedies arising from crimes against humanity such as genocide, ethnic cleansing, and forced assimilation.These historical atrocities have served as catalysts for significant legal and political developments aimed at safeguarding minority rights, human rights, education rights and linguistic rights.

Nevertheless, for the Turks of Rhodes, the passage of time has not yielded improvement but rather further deterioration.Our situation, which was already inadequate and precarious in the past, has worsened even further in the present day.This anachronistic regression is most acutely reflected in the sphere of education, where the erosion of rights and opportunities has become increasingly evident.

The Turks living in Rhodes, Kos, and the Dodecanese Islands do not possess the right to define their own ethnic and/or national identity and are officially designated by the Greek state as Muslim Greek citizens. Greece formally recognizes only one minority — the “Muslim Minority of Thrace.”

Consequently, the Turks residing in Rhodes and Kos are excluded from minority status on the grounds that, at the time of the signing of the 1923 Treaty of Lausanne, the Dodecanese Islands were under Italian administration.

In 1972, Greek authorities closed all Turkish schools on the islands and prohibited education in the Turkish language as well as religious instruction. Following the death of the Turkish community’s religious leader in 1972, no successor has been appointed to the position of Mufti. For the Turks of Rhodes, Kos, and the Dodecanese Islands, the primary demand and expectation in 2025 is, regrettably, not the pursuit of more advanced rights such as minority rights, linguistic rights, or educational rights, but rather the fundamental recognition of our existence.It is the acknowledgment of our presence, our identity, and our right to be seen as part of the social and cultural fabric of our homeland.

The continued denial or neglect of our existence undermines any further discussions regarding rights or equality. Unless the existence of Greek citizens of Turkish origin in Rhodes, Kos, and the Dodecanese Islands is formally acknowledged, all subsequent claims to rights will remain symbolic and ineffective — efforts without foundation.

Just as the number “1” gives meaning to the zeros that follow, recognition of our existence is the
indispensable prerequisite for all other rights and aspirations.: (1)00000

In conclusion, the concept of “Turks of Greece” constitutes an inaccurate generalization. From
historical, social, political, and legal perspectives, there does not exist a single, unified “Turkish community” within Greece.This misconception has contributed to the neglect, numerical decline, political marginalization, and identity-based erasure of the Turks of Rhodes, Kos, and the Dodecanese Islands.The Turks of Rhodes, Kos, and the Dodecanese possess a unique and distinct status that must be recognized and addressed accordingly.